manastir-sirok-sokak_edited

Manastır’ın oltasında bir kedi balığı
Yapışmış yüzgeçleri yanaklarına..
İttihatçı bir ebemkuşağı miralay!
Yaz / boz bizi seni köftehor
İlk sevgilin gibi..
Yaz / boz bizi
En güzel şarkım kadar hiç olmamış ol.
Yürüyorum geniz etinde
Usul usul!
Saymıyorum
Haybeye heybelenmiş
Bemolleri!

Manastır’ın monoklunda bir beyzade
Her hıçkırdığında
Gişeleri parlıyor tiyatoranın
Apostolun cüzdanı hışırdıyor
Yeni bir illet dadandır ciğerlerime
Cüzzamlı bir it gibiyim nasılsa
Gören korkup kaçıyor
Gömen babamın büyük oğlu..
Laleli’yi özledim.. Tramvayı..
Miralay’ı… Özledim…
Mememi kessen fareler kemirir!
Manastır’ın çıkmaz sokakları
Çocukluk masallarından bir demet
Yürüyorum yolsuzlukla senden alınmış mavraları.

Manastır’ın gafticisi fetva verir nazımı anlamaz itlere.
İt derken, deşmeye lüzumsuzuz, kendini kim görürsen, neysen
Bir pompacı cam kenarından çizik atıyor alafıranga hislerine
Bir tren kalkıyor.. Bir imbat… Balkandan kalkan bir mitralyöz
Camları deliyor!

Manastır’ın kapı arası..
Ben öldüm annem, uğraşmayın, sarsmayın lahiti
Ölmenin tam sırası!
Kestiler yolumu, kol kadar gökyüzüm var
Kestiler bağıramadığım bağırsaklarımı…
Ardımdan konu komşu konuşurmuş:

– neden ölmüş?
– aşktan aşktan…
– aşktan da ölünür müymüş?
– buralarda hep aşktan ölünür.

0 128