dön diye kırık camların üzerinde yürüttüm gölgemi
unutulmuş bir dünya haritasının ölçekleri gibi olduk sonra.
ve gece her ne kadar adını unutmuş olsa da gecedir.
Aksi düşünülemez.
çok çabuk renk değiştirdi gökyüzü. içerilerde ateş iklimleri.
dışarıda akıl almaz bir tipi. tüm gölgeler yer değiştirdiler Puşkin Meydanı’nda.
Ruhasığmaz bir şarkı çalıyor bir piyanodan.
gölgem artık senin. gölgem artık herkesin.
mülkiyetsiz bir hayaletim şimdi.
Zifiri bir çığlığı var yoksul gramafonların.
Sokaklarda şiirsiz kadınlar şiirlerini bekliyorlar.
her şey renksiz, her şey çıkarsız ve bembeyaz.
Gün dönüyor Puşkin Meydanı’nda.
Ve her gece her ne kadar amneziden muzdaripse de gecedir.
Sesi hiç yayılmaz.
Aksı düşünülemez.
Devrim çiçeklerini sökmüş neon köpekleri.
demir tanrıları savaş dövüyor bir dağın eteklerinde.
Puşkin meydanı ağlıyor. 1944’ün soğuğu.
don diye soğuk canların üzerinde yürüttüm gölgemi.
uyutulmuş bir dünyanın giyotinleri kesti başını özgürlüğün.
Ve gece ne kadar özgür olduğunu sansa da sadece kördür.
dilsizdir. geçmişsizdir.
ahtı düşünülemez.
Bu bir düello, biliyorum.
Puşkin meydanında sahibinin sesinden bir şiir okunuyor.
başını ey Kafkasya!
Hiç sovyet olmadan seviyorum seni bugün.
Zaman mülkiyetsiz.
Sokakta biz avam şövalyesi gibi kalem sallıyorum düşlerime.
dön diye kırık camların üzerinde yürüttüm gölgesini çocukluğumun.
unutulmuş bir dünya haritasının ölçekleri gibi olduk sonra senle ben.
ve gece, asaletsiz masmavi bir amnezi konçertosudur Puşkin Meydanı’nda!
Saksı düşünülemez.

